
Ankara, Selçuklu dönemiyle birlikte yalnızca siyasi ve askerî bir merkez olmaktan çıkarak Türk-İslam kimliğinin mekânda görünür hâle geldiği önemli bir şehir niteliği kazanmıştır. Bu dönüşümün en somut izleri, özellikle Ulus ve çevresinde yoğunlaşan Selçuklu eserlerinde okunur. Aslanhane (Ahi Şerafettin) Camii, bu bağlamda Ankara’daki Selçuklu mirasının en güçlü temsilcilerinden biridir. Ahşap direkli yapısı, kündekârî tekniğiyle yapılmış minberi ve alçı ile çini mozaik tekniğinin bir arada kullanıldığı zengin mihrabı, Anadolu Selçuklu sanatının estetik ve teknik düzeyini açık biçimde yansıtır.
Ankara’daki Selçuklu eserleri, sayıca sınırlı olmalarına rağmen temsil güçleri bakımından son derece yoğun bir anlam taşır. Aslanhane Camii, yalnızca bir ibadet mekânı değil; Selçukluların Ankara’yı bir Türk-İslam şehri olarak yeniden örgütleme sürecinin mimari bir belgesidir.






